Müzisyenler | Müzikler | Dinleyiciler | İlanlar | Mekanlar | Etkinlik | Biyografiler | Şarkı Sözleri | Blog | Hd Takip | Top List |
Hd Radyo
Yürekten Gelenler
Türkülerin dili güzeldir. Ama bütün halkların türkülerinin dili. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . CAN ALİ TÜRKMEN. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . Yol Tvde yayınlanan GÜNEBAKAN DÜŞLERİ adlı müzik, şiir ağırlıklı sanat ve kültür programı yapıyoruz. Her hafta salı günleri Türkiye:19. 00 Avrupa: 18. OO da canlı olarak yayınlanıyor programımız. İnternet üzerinden de http://www. yoltv. eu/ adresine girerek izleyebilirsiniz. TURKSAT 1 CFrekans: 11996Sembolrate: 26000FEC: 5/6Vertikal
GÜNEBAKAN DÜŞLERİ SİTESİ İÇİN TIKLAYIN
ATLADIM GİRDİM BAĞA
BÜLBÜL NE YATARSIN BAHAR ERİŞTİ
Bağlama ve vokal:Can Ali
Vokal :Sema
Perküsyon :Sinan
Gitar :Erdal
Sözleri Karacaoğlan'a müziği ise Can Ali Türkmen'e ait olan "Bülbül Ne Yatarsın Bahar Erişti" adlı türkü.Biz olduğumuz sürece türküler de hep olacak!
Türkülerin güzelliği farklı yorumlarla dile geldikçe ortaya çıkar. Ben de kendimce bunu yapmaya çalışıyorum. Amatör bir ruhla yapıyorum bunu ve yapmaya da devam edeceğim. Dilim döndüğünce dile getirmeye çalışacağım.
Türküler canlıdır, onlar da bizler gibi yaşarlar. Ama en büyük farkımız onların daha uyun ömürlü olması. İnsanlığın, halkın sorunlarını, yaşamını, özlemlerini, umutlarını, kederlerini, hüzünlerini, coşkularını ne kadar güzel dile getirmişse onu yapan, türkü de o kadar çok yaşıyor.Yeni türküler doğuyor, doğacak...
Türküler canlı olduğu için yeni türküler de doğuyor, doğacak. Yine halk kendi ezgileriyle kendi diliyle yaşamını anlatıyor, anlatacak. Yaşamın farklılaşması, değişmesi gibi türkülerde de yenilenmeler oluyor ve olacak.
Geçmişte kırsal yaşam, köylülük daha ağır bastığı için türküler de oralardan doğdu, oralardan beslendi ve dile geldi. Şimdi kentsel yaşam ve onun sorunları daha ağır basmaya başlıyor. Milyonlarca insan kentlerde yaşıyor artık. Ekonomik, siyasal, sosyal ve psikolojık sorunlar büyüyor ve bunlar müzikle de dile gelecek. Kentsel ağırlıklı türküler daha çok yeşerecek. Yeni doğacak türküler kentlerde doğacak, beslenecek. Fakat bu kırsal kesimde doğan türkülerin olmayacağı anlamına gelmiyor. Elbette ki ordan da türküler yeşerecek ama daha az. Toplumsal değişmeyle birlikte türküler de değişecek. Yeni türküler dünden bugüne akan türkülerle birleşecek ve geleceğe akacaklar.Türküleri över gibi görünmek...
Türkü severlere empoze edilmeye çalışılan şöyle bir düşünce var: "Bizim türkülerimiz gibisi dünyada yok, bizim türkülerimiz en güzeli." Türkülerimizi öven bir düşünce gibi geliyor ilk anda insanın kulağına. Ama bu düşünce aslında türkülerin özüyle de bağdaşmıyor, türkülerin özüne ters.
Neden denirse, kısaca şunun için derim: Öncelikle türkülerde mütevazilik vardır, dayanışma vardır, kendini beğenmişlik yoktur. Oysa "dünyada eşi benzeri yok" gibi bir yaklaşım kendini beğenmişliğin, başka kültürleri hor görmenin daniskasıdır.
Türküler ezene karşı ezilenin, güçlüye karşı güçsüzün, haksıza karşı haklının yanındadır. Bunun için başka kültürlerin halk müziklerini daha aşağı görmek ya da bunu çağrıştıran şeyler söylemek türküleri anlamamaktır en hafif deyimle.
Ayrıca bizim türkülerimiz onlarca değişik kültürün izini taşımaktadır. Coğrafyamızda farklı kültürler birbirlerini etkileyerek birbirini beslemiştir. Türküler de bu beslenmeden nasibini en çok alanlardandır. Halk ezgilerimizde Türk, Kürt, Ermeni, Arap, Laz, Azeri, Çerkez, Arnavut, Rum, Çingene, Pers gibi onlarca ulusun izleri vardır. Bunların toplamıdır türkülerimiz.
Elbette ki türkülerimiz güzel, çünkü onları biz yarattık. Türkülerimizi sevmemiz de güzel. Ama başka halklarınkiyle karşılaştırmak ve sonrada "en güzel" seçmek doğru değil. Narsizmden uzak durmalı ve mütevazi olmalıyız.Halk müzikleri sadece bize özgü değil
Şunu bilmeliyiz ki türküler, halk müzikleri diğer bir adıyla folk müzikler elbetteki sadece bize özgü değil. Yeryüzünde yüzlerce halk var ve hepisininde "türküleri" yani halk müzikleri var.Bunları da öğrenmeliyiz. Onlardan da alınacak tadlar var ve onların tadına da bakmalıyız. Değişik halklarında çok güzel ezgileri var. Mutlaka onlardan da beslenmeliyiz.
Türkülerin en büyük özelliği sanırım yaşamın değişik renklerini hem söz hem de müzik olarak yansıtabilmesinde. Bunu başardıkları için geleceğe taşınıyorlar. Bunun yanısıra bir diğer önemli nokta da türküler insanal değerleri öne çıkarıyor, daha iyi bir yaşam özlemini değişik biçimlerde dile getiriyorlar. Bu bitmeyen bir özlem olduğu için türküleri bugüne bugünden de yarına taşıyor.
Türküler (halk müzikleri) hep olacak, biz var olduğumuz sürece. Değişik dillerde değişik renklerde dile gelecekler.
:: kalptenağmeler - 18 Haziran 2008 Çarşamba
:: sevtap - 17 Haziran 2008 Salı
:: sahbeyit - 28 Mayıs 2008 Çarşamba
:: osmaniye6yer - 25 Mayıs 2008 Pazar
:: ıspartanıngülleri - 18 Mayıs 2008 Pazar
:: CİHAN KAYA - 11 Mayıs 2008 Pazar
:: seydan - 7 Mayıs 2008 Çarşamba
:: rıdvan kaya - 5 Mayıs 2008 Pazartesi
:: ıspartanıngülleri - 22 Nisan 2008 Salı
:: sahbeyit - 9 Nisan 2008 Çarşamba
:: Erdem Şeker - 29 Mart 2008 Cumartesi
:: sinemdeyare - 13 Mart 2008 Perşembe
:: gölge-cicegi - 9 Mart 2008 Pazar
:: djtomas - 18 Şubat 2008 Pazartesi
:: cosarlar - 26 Ocak 2008 Cumartesi
:: YüReĞiMiN_SeSi - 17 Ocak 2008 Perşembe
:: L Julide K - 29 Aralık 2007 Cumartesi
:: koma dilok - 23 Kasım 2007 Cuma
:: Dj Pepe Sakarya - 18 Kasım 2007 Pazar
:: yılmaz küçük - 16 Kasım 2007 Cuma
:: katre - 16 Kasım 2007 Cuma
:: belagözlüm - 13 Kasım 2007 Salı
:: ARKABİBERE - 13 Kasım 2007 Salı
:: türkücell - 2 Ekim 2007 Salı
Anasayfa //
Bize Yazın //
Hakkımızda //
Site Haritası //
Gizlilik İlkesi //
Kullanım Koşulları //
Reklam
All articles, eassays, art works are copyright their respective authors. All RightsReserved © 2004 - 2007 | Herkesdinlesin.com
[ site is designed by herkesdinlesinWebTeam ]
Dışarda bahar geldi karıcığım...
Dışarda bahar geldi karıcığım, bahar.
Dışarda, bozkırın üstünde birdenbire
taze toprak kokusu, kuş sesleri ve saire...
Dışarda bahar geldi karıcığım, bahar,
dışarda bozkırın üstünde pırıltılar...
Ve içerde artık böcekleriyle canlanan kerevet,
suyu donmayan testi
ve sabahları çimentonun üstünde güneş...
Güneş,
artık o her gün öğle vaktine kadar,
bana yakın, benden uzak,
sönerek, ışıldayarak
yürür...
Ve gün ikindiye döner, gölgeler düşer duvarlara,
başlar tutuşmaya demirli pencerenin camı :
dışarda akşam olur,
bulutsuz bir bahar akşamı...
İşte içerde baharın en kötü saatı budur asıl.
Velhasıl
o pul pul ışıltılı derisi, ateşten gözleriyle
bilhassa baharda ram eder kendine içerdeki adamı
hürriyet denen ifrit...
Bu bittecrübe sabit, karıcığım,
bittecrübe sabit...
4/30/2007 12:02:47 PM | 0 kişi yorum yapmış