Web herkesdinlesin.com
 
   Kullanıcı
 
   Parola
 
 
  Beni hatırla
 
 Üyelik
 Parolamı unuttum
 

 Herkesdinlesin

   Herkesdinlesin Nedir?

 İçerikler

   Röportajlar
   Ödüller
   Editörlerden

 Müzik Kategorileri

   Rock
   Pop
   Pop Rock
   Anadolu Rock
   Electronic
   Hip Hop
   Blues
   Jazz
   Techno
   Latin
   Latin Pop
   Film&Dizi Müziği
   Klasik
   Senfonik
   House
   Tribal house
   Deep House
   Hardhouse
   Progressive House
   Breakbeat
   intelligent dance music
   Minimal
   Downtempo
   Trance
   Euro Trance
   Vocal Trance
   Goa Trance
   Psychedelic Trance
   Ambient Trance
   Progressive Trance
   Hard Trance
   Underground Rap
   Gangsta Rap
   Trip Hop
   Reggea
   Screamo
   Glitch
   Akustik
   Post Hardcore
   Psychedelic Rock
   Space Rock
   Alternative Rock
   Elektro Rock
   Etnik
   Emo
   Hardcore
   Senfonik Electronica
   Ambient
   Chill out
   Şiir
   Ska
   Grunge
   Punk
   Punk Rock
   Deneysel
   R & B
   Drum & Bass
   Indie
   Enstrümantal
   Fusion
   Funk
   World
   Pop Punk
   Hardrock
   Metal
   Death Metal
   Sufi
   Türk Halk Müziği
   Klasik Türk Müziği
   Arabesk
   Fantezi - Pop
   Özgün
   Pop-Opera
   Müzikal
   Newwave
   Synth Pop
   Deejays

 İlanlar

   Alım Satım
   Müzisyen / Grup Arayanlar
   Ders Verenler
   Diğer

 İstek ve Şikayet

Site ile alakalı tüm istek, şikayet, teşekkür veya önerilerinizi bize iletebilirsiniz

   İletişim Formu

 
 Online Üyeler

670 Kişi dinlemede

Müzisyenler(94)..
Listeyi görmek için siteye giriş yapmanız gerekiyor
Dinleyiciler(18)..
Listeyi görmek için siteye giriş yapmanız gerekiyor
Misafir(558)..

 Röportajlar

Padma Röportajı

Padma

 Ocak 2007 - Röportaj
Bu ay Padma ile röportaj yaptık sağolsunlar zaman ayırıp sorularımız a e-mail yoluyla cevap verdiler.

Kısaca bize grubunuzu tanıtarak, nasıl bir araya geldiğinizi ve Padma’yı ne zaman kurduğunuzu sormak isteriz.
Pınar:

Fikir olarak 2005 sonlarında ortaya çıktı. Ben daha önce Cats in Practice’le çalışıyordum ve Gökhan Apsent’te idi. Birlikte oluşturduğumuz bestelerimizi değerlendirmek istedik, farklı bir oluşum düşündük, birebir cover mantığından uzak, kendi üretimlerimize dayanan, kendi dilimizde parçalar yapmak istedik. Yine Cats’den Mert ve Apsent’den Korcan’a bestelerimizi dinlettik, birlikte bir oluşum içerisine girebileceğimize karar verdik ve böylece Padma 2006 yılında kurulmuş oldu.

Çok güçlü vokaliniz ve yorumunuz eğitimli olduğunuzu düşündürmenin yanında renk ve yorum kalitesiyle de bir o kadar öne çıkıyor. Müzik eğitimlerinizi Pınardan başlayarak anlatırmısınız?

Pınar: Müzik eğitimime İstanbul Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi Müzik Bölümü’nde başladım. Daha önce hobi olarak okul orkestralarında, konserlerde görev almıştım. Lise eğitimiyle beraber ciddi anlamda müzik eğitimim de başlamış oldu. Ana dal piyano eğitimi ve yardımcı dal cello eğitimiyle beraber, temel solfej, orkestra, koro vs. eğitimleri aldıktan sonra 1998 yılında mezun oldum ve Yıldız Teknik Üniversitesi, Sanat ve Tasarım Fakültesi, Müzik ve Sahne Sanatları Bölümü’nü kazandım. Burada Prof. Dr. Yıldız Dağdelen’le ana dal şan eğitimimi tamamladım. Yardımcı dalım piyanoydu. Müziğe bakış açım, fikirlerim, esas gelişimim üniversitedeki hocalarım sayesinde oldu. Okuldan mezun olduktan sonra şan konusundaki çalışmalarıma devam ettim ve temel şan tekniklerini rock, alternatif, jazz vs. tarzlarıyla bütünleştirerek belli bir sistemde dersler vermeye başladım. Şu anda öğrencilerimi yetiştirmeye ve onlara elimden geldiğince destek olmaya devam ediyorum.

Korcan: Ben, babamın müzisyen olması sayesinde müzisyenlerin içinde büyüdüm, yetiştim. Bu vesileyle birçok insan tanıdım. Eğitim olarak, altı yaşımda kısa da olsa konservatuvara giriş ve çıkış yaptım, tabi bunu akademik eğitim olarak sayamam. Genellikle çok izlediğimi ve dinlediğimi söyleyebilirim. Davulculuğum konusunda ise, en başta babamdan eğitim aldım diyebilirim. Bunun dışında İstanbul’da bulunan HipHop davul stüdyosunda, Selami Sevinç ve Recep Akdeniz 'den dersler aldım ve şu anda bireysel olarak çalışmalarıma devam ediyorum.

Gökhan: Benim müzikle tanışmam koyu bir rocker olan babam sayesinde doğduğum gün başlamış. Ben Zeppelin’ler, Purple’lar, Rainbow’larla büyüdüm ve sonunda da dinleyerek tatmin olamamaya başladığım zaman 98 senesinde Cem İkiz’den özel gitar dersi almaya başladım. Özel derslerin yanında Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi’nin klasik gitar kursunda 2 sene Yıldız Elmas’la çalıştım. Daha sonra blues ve rock gitar üstüne çalışmalarım oldu. Hala da bu araştırma ve çalışmalarıma devam etmekteyim. Ama genel anlamda bana herşeyi veren, imkânsızlıklardan imkân yaratan babam oldu.

Mert: Ben grubun alaylı kısmını oluşturuyorum aslında. Benim eğitimim daha çok müzik fiziği üzerine. O nedenle genelde teknik kısımlarda, kayıtlarda bana iş düşüyor. Bana yıllarca müzik üzerine ders veren Pınar’ı da unutmamak gerek tabii J

Pınar: Aslında müzik, sürekli öğrenci olarak kalmayı gerektiren bir alan. “ben öğrendim, bitti” diyemez, dememeli bir insan. Yani eğitimlerimiz hala devam ediyor ve hayatımızın sonuna kadar da devam edecek bence.

"Bir araya geldiğimizde ortaya çıkan büyülü bir uyum var. Bunu kelimelerle anlatmak zor. "

Dünya genelinde etkilendiğiniz kişiler ve gruplar kimler?


Pınar: Müzik zevkimin gelişmesinde büyük ölçüde, bana bu konuda ilk bildiklerimi anlatan annemin etkisi oldu. Çocukken onun da etkisiyle, bir anlamda elimde olmadan, Joan Baez, The Beatles, Simon & Garfunkel, Bob Dylan, Peter Paul & Mary, Jefferson Airplane dinleyerek büyüdüm. Gökhan ve benim bu noktada ortak bir yönümüz var. İkimiz de ailelerimizden etkilendik. Daha sonra Supertramp, Bee Gees, Alan Parsons Project, Led Zeppelin, Whitesnake ve özellikle Fleetwood Mac en etkilendiğim gruplardan oldu. Günümüz grup ve müzisyenlerinden Placebo, R.E.M., Chris Isaak, Josh Groban, Tom Waits, The Tea Party dinliyorum.


Korcan: Ben kendi adıma farklı olan bütün müzisyenleri ve grupları takip ettiğimi, dinlediğimi söyleyebilirim. Buna kendi ülkemdeki müzisyenler ve gruplar da dâhil.


Gökhan: Ben genel olarak klasik rock gruplarını dinleyerek büyüdüğüm için etkilendiğim ve dinlediğim gruplar, kişiler genelde bu tarz ama asla at gözlüğüyle bakmamaya çalışırım. Led Zeppelin, Jethro Tull, Deep Purple, Rainbow, Lynyrd Skynyrd, David Gilmore, Jimi Hendrix ve onlarcası gibi efsaneler asla bıkmadan dinleyeceğim grup ve kişilerden ama Tom Waits, A Perfect Circle, The Tea Party, Talk Talk, Tool, gibi daha farklı tarz ve grupları da beğenerek takip ediyorum.

Bestelerdeki kurgu ve enstrüman kullanımı ve hakimiyeti gerçekten çok iyi. Besteleri nasıl yapıyorsunuz?

Gökhan: Genelde önce ben klasik veya akustik gitarda altyapıları hazırladıktan sonra Pınar üstüne sözleri ve melodiyi oturtuyor, yani kabaca parçayı oluşturuyoruz. Bazen stüdyoda doğaçlama çalışırken bulduğumuz şeyler de olabiliyor, mesela Vaktim yok(Niye) böyle çıkan parçalardan. Aynı şekilde Mert de kendi bulduğu altyapıları bilgisayarda şekillendirip bize dinletiyor ve stüdyoda hep beraber üzerine parçayı kuruyoruz. Yani parçalar tek bir ruh hali ve şekille oluşmuyor hepimizin katkısı ve doğaçlamayla tamamlanıyor.

Korcan: Birbirimizi tanıdığımızı söyleyebilirim her şeyden önce. Genel olarak herkesin bir tarzı var. Ortak noktayı bulmaksa deneme yanılma yöntemiyle oluyor.

Pınar: Evet, birbirimizi tanımak bu konuda anahtar bence. Bir araya geldiğimizde ortaya çıkan büyülü bir uyum var. Bunu kelimelerle anlatmak zor. Stüdyoya giriyoruz, herkes enstrümanının başına geçiyor ve ortaya bir şeyler çıkmaya başlıyor.

Türkiye’den kimi desteklerdiniz grup veya müzisyen olarak? Etkilendiğiniz Türk müzisyenlerde var mı?

Gökhan: Ben Yavuz Çetin’i tarz ve sound olarak çok beğenirim.

Pınar: Ben Türkiye’deki isimlerden en çok Ogün Sanlısoy ve Demir Demirkan’ı beğeniyorum. Ogün Sanlısoy’un parçalarındaki sözleri çok hayata dair, güçlü ve etkileyici buluyorum. Vokal olarak en beğendiğim isim Ayhan Yener. Son derece kaliteli bir ses sahip, yine çok sevdiğim Cem Karaca parçalarını inanılmaz yorumladığı gibi diğer parçaları da özgün şekilde sunmayı başarıyor. Bayan vokal olarak her zaman örnek aldığım isim Nilüfer olmuştur. Bu konularda çok tarz kaygısı olan biri olmadım hiçbir zaman, verdiğim örnekler de çeşitli olabiliyor o yüzden.

Tarz sizin için bir seçim mi, oluşummu yoksa gereklilik mi? Farklı albümlerde farklı tarzları veya aynı albümde biraz da ondan olsun diye karışık tarzları içeren prodüksiyonlara ne diyorsunuz?

Pınar: Bence bir oluşum. Ve beraberinde gerekli bir unsur haline geliyor tabi. Dediğim gibi insan her an öğreniyor, aşırı tutarsızlıklar olmadığı müddetçe ufak tarz değişiklikleri olabilir. Belki sound değişikliği desem daha doğru olur. Değişim hayatın içinde var ve bir noktaya körü körüne saplanıp kalmamalı insan.

Korcan: Sürekli aynı soundu bir albümde korumaya çalışmak bence idealistlik. Ancak başarı da getirebilir. Tarzı ortaya koymak bence bir kimliktir. Karışık tarzlar derken, bir rock albümünde arabesk melodi veya armoni koymak bence müziği yozlaştırıcı bir örnek.Türkçe rock dinlerken artık pop müzikten bir fark duyamaz oldum,aynı şekilde distortion tonlar da duyunca etkilenmiyorum ve bunları prodüktörlerin ya satmazsa dayatması olarak görüyorum.

Gökhan: Ben kişisel olarak asla belirli bir tarza saplanmak istemem, beni yönlendiren şey her zaman içimdeki ses olmuştur ve kendimi bulup ifade edebildiğim şey genel anlamda rock-blues çizgisinde oldu. Ama belirli bir kalitede olduğu sürece değişik şeylere de açığım. Gerçi ülkemizde satış ve para önemli olduğu için tarz veya kalitenin önemi yok. Ya tutarsa diye herkes albüm peşinde.

Mert: Tarzımızın bize ait olan her şeyi taşıdığına inanıyorum. Bu biraz içiçe geçmemiz ve alaşım halimi almamızla ilgili sanırım. Gözüm kapalı, her hareketini tahmin edip hissederek müzik yaptığım üç kardeşim var. Bence zaten tarz da bu...

Bir yerde çalıyor musunuz şu an? Konser veriyor musunuz en son ne zaman verdiniz?

Gökhan: Şu anda belirli bir yerde çalmıyoruz, zaten cover grubu olarak birleşmediğimiz için bu konuda bir telaş veya acelemiz yok hepimiz de sahne tecrübesi olan insanlarız. Ama baharda bir kaç şenlik ve festivalde çalma ihtimalimiz var, onun dışında farklı şeylerde olabilir şu an söylemek için erken.

Sizce müzisyenlerin, grupların en büyük engeli nedir günümüz Türkiyesinde ve malum müzik dünyasında?


Korcan: Bu konuda Türkiye’den örnek vermek gerekirse eskiye göre müzikle ilgilenen kesim çok daha bilinçlendi, insanlar artık iyi ve kötü müziğin farkına varabiliyor, plak firmaları da son birkaç yıldır zor durumdalar, bunu da biliyoruz. Herkes sıyrılmak için bir açık kolluyor. Ben engel olarak elbette ki maddiyatı görüyorum. Bir grup bir firmanın kapısını çaldığında genellikle geri çevriliyor ve buna en büyük neden günü kurtarma mantığı ve insanları tüketime itmek.

Gökhan: Maddiyat bence de önemli bir engel ama her konuda olduğu gibi torpil ve adam kayırma da engellerin başında. İyi bir şeyler yapmanız yetmiyor, bir yerlerde tanıdığınız varsa veya maddi sıkıntınız yoksa ünlü olmak çok kolay. Ünlü olmak zaten sorun değil, önemli olan kalıcı olabilmek. Farklı bir şeyler yapmak da yeterli değil, zaten toplum olarak farklı şeylere açık değiliz, bar grupları bile hala aynı parçaları çalıyor ve çalmak zorunda, zamanında biz de çaldık, çünkü çalmak zorundasınız.

Mert: Bana göre, özellikle yerli müzik piyasasında kaliteli ve kalitesiz müzik ayrımı çok fazla yapılamıyor. Kalitesizliğin pompalandığı bir platformda iyi müzik yapan grup ve müzisyenlerin işi, dış piyasaya nispeten daha zor görünüyor. Gerçi sonuçta her zaman, iyi işler kalıcı olacaktır.

Grubun adının özel bir anlamı var mı? Neyi temsil ediyor sizin dışında içerik olarak?

Pınar: Padma Sanskritçe bir sözcük ve bizim nilüfer çiçeği olarak bildiğimiz “lotus çiçeği” anlamına geliyor. Lotus çiçeğinin kökü çamura gömülüdür. Bu, maddiyatı, dünyevi hayatı temsil eder. Gittikçe çiçeğine doğru uzanır ve en sonunda suyun üzerinde en güzel kısmı yani çiçeği göze çarpar. Bu ise maneviyatı temsil ediyor. Bizim için, sürekli gelişimi ve yükselişi, suyun üzerine ulaşma çabasını ve suyun üzerinde güzel bir çiçek olarak her daim kalma isteiğimizi sembolize ediyor.

Sitemize ilk koyduğunuz ‘La’ gerçekten çok hoş bir parça ve hak ettiği ilgiyi de alarak kendini ispatladı. Gel gelelim ikinci girdiğiniz parçada bir o kadar iyi. Başka parçalarda var mı, albüm hazır mı, ne zaman çıkacak?

Korcan: Öncelikle parçalarımıza olan ilgi gerçekten bizi çok sevindirdi sitede bulunan iki parça dışında da bestelerimiz var bunları da en kısa zamanda kendi imkânlarımızla kayıt etmek istiyoruz. Albüm konusundaysa bağlantılarımız olmasına rağmen bunun zamanlamasını iyi hesaplamamız gerekiyor artık albüm çıkarmak çok büyük bir hayal değil bana göre, çıkarmaktan çok bıraktığı etkinin daha değerli olduğu kanaatindeyim.
Gökhan: Korcan’ın da dediği gibi parçalar iskelet olarak hazır sadece düzenleme konusunda eksiklikleri var. Yakında tamamı hazır olucaktır. La bizim ilk bestemiz ve kaydımızdı, ilgi bizi de memnun etti ve sevindirdi. Vaktim yok(niye?)’de aynı şekilde. Önemli olan kaliteli bir şeyler ortaya çıkarabilmek. Zaten bunun için çalışıyoruz.

Diğer parçalarla beraber albümü de internetten yayınlamayı düşünüyor musunuz?

Korcan: Bu konuda net bir şey söylemem,doğru olmaz ben kendi adıma bütün parçaları tamamıyla internete sunma taraftarı değilim.
Pınar: Evet, bu konuda Korcan’la aynı fikirdeyim, her parçanın bir kısmı veya seçilen bir kaç parça yer alabilir nette diye düşünüyorum.

Kayıtlarınız gayet net ve profesyonel sound’lar da aranjeyle beraber kendini bulmuş oluşumunu tamamlamış izlenimi veriyor. Bunları albüm çıkarken yeniden kaydettiğinizde değişiklikler yapmayı planlıyor musunuz?

Korcan: Elbette insan her zaman, ürettiği, kaydettiği, emek verdiği bir şeyin daha sonra daha iyi olabileceğine kanaat getirir. Biz de, bize göre eksik olan ya da değişiklik isteyen noktalarda çalışacağız..
Pınar: Eğer parça ilk yayınlandığı haliyle kemikleşip, herhangi bir değişikliği barındıramayacak hale geldiyse ve en basit ve sade haliyle kalması gerektiğini düşünüyorsak, zorlama bir şekilde parçayı değiştirmekten yana değilim ben ama Korcan’ın dediği gibi insan parçaları her dinleyişten sonra yeni fikirler oluşuyor aklında, daha iyisi olacaksa neden olmasın?
Gökhan: Kayıtlarda elimizden geldiğince sek, temiz, basit ve bizi yansıtan bir sound olmasını istedik. Büyük ölçüde de başardığımıza inanıyorum ama albüm de tabii ki bir takım değişiklikler de olabilir sonuçta bu bize bağlı.

Albüm kayıtlarında elektrogitarları amfiden mikrofon’layarak mı yoksa gitar prosesörü ile mi kaydedeceksiniz? Sahnede hangi cihazları kullanıyorsunuz?

Gökhan: Kayıtlarda Yamaha DG-Stomp processor kullanıyorum. Simulator olduğu için hem kayıtlarda hem de sahnede, sadece masaya stereo olarak girsem bile istediğim soundu elde edebiliyorum. Sert ama rahatsız etmeyen, yumuşak, köşeli tonları seviyorum ve DG-Stomp beni fazlasıyla tatmin ediyor. Efekt kullanılabilirliği bakımandan da çok kullanışlı, analog herhangi bir pedala ihtiyaç duymuyorum. Ama kayıt esnasında amfi mikrofonlayarak da deneyebiliriz, önemli olan tonun beni memnun etmesi. Sahne için DG-stomp ile kullandığım efektleri kontrol etmem için bir midi controller ve emektar GCB95 cry baby wah pedalım ayrıca gerek olduğunda monitör olarak kullandığım bir marshallım var.

Mert: Sahnede genellikle SansAmp, Boss ODB–3 overdrive, Boss Compressor ve kendi tasarımım olan bir distortion kullanıyorum. Kayıt konusuna gelince, kesinlikle tutucu değilim, eğer iyi bir sonuç alınacaksa süpürge sopasına çamaşır ip gerip de ondan ses alabileceğime inanıyorum :)

Video klibiniz var mı ya da bu konuda çalışmalarınız?

Korcan: bu konuda çok yakın bir arkadaşımın desteği olacak yakında bunu gerçekleştireceğiz..

2006 yılında kurulan yeni bir grupsunuz, daha önce müzikten para kazanıyor muydunuz? Padma elemanları ne yapıyordu daha önce?

Korcan: Ben Padma’yı ticari bir oluşum gibi görmüyorum, bu yüzden kendimi ifade edebiliyorum. Bunun dışında profesyönel olarak eşlik ettiğim sanatçılar ve gruplar var.

Gökhan: Korcan ve ben daha önce cover grubumuz Apsent’le çeşitli yerlerde sahne aldık ama burada hem istediğiniz müziği yapip hem de iyi para kazanmanız neredeyse imkânsız. Bu sebeple barlarda sahne almaktan vazgeçtik ve o süre içinde ben özel derslerime ağırlık verdim, daha sonra da zaten Padma oluştu. Gerçekten ticari hiçbir amacımız ve beklentimiz yok, sadece kendimizi ifade edebilmemiz, insanlara açılabilmemiz önemli. Zaten para kazandığımız işlerimiz var, o sebeple bunun stresi ve kaygısı altında ezilmiyoruz.

Pınar: Mert ve ben daha önce, Cats in Practice’in yan çalışmaları CIP Cover Project’lerde bir arada çalıştık ve çeşitli yerlerde sahne aldık. Bunu dışında “Virtuality” adlı Kanada yapımı bir filmde soundtrack olarak O-men parçamız yer aldı. Cats in Practice bünyesindeki beste çalışmalarını da sürdürüyoruz.

Mert: Pınar’ın da dediği gibi kediler olarak sahnedeydik daha önce. Onun dışında bir dönem “Kiralık Basçı” olarak birçok grupta yer aldım. Padma dışında Taksim’de özel bir stüdyo ve dershane’de bas eğitmenliği yapmaktayım.

Bestelerde temaları nasıl seçiyorsunuz? Albümün geneline bir kompozisyon bilinciyle mi yaklaşıyorsunuz; her albümde farklı kompozisyon gibi?

Pınar: “Şu konu olsun”, “parça bunu anlatsın”, “teması şöyle olsun” gibi yaklaşımlarla oluşturmuyoruz parçaları kesinlikle. Bu şekilde son derece zorlama olacağına inanıyorum ben. Vokal melodileri sözlerle bütün olarak kendiliğinden oluşuyor ve direk bir kâğıda aktararak aklımda kalmasını sağlıyorum. Gökhan ve Mert altyapılar konusunda inanılmaz tasarımlarla geliyorlar ve üstüne melodileri yazmak zaten çok kolay oluyor benim için. Sanki önceden parçalar hazır da biz sadece hatırlamaya çalışıyoruz gibi oluyor. Birbirimizle olan uyumumuz sayesinde de belli bir kompozisyon bilinci kendiliğinden ortaya çımış oluyor.

Sizce iyi bestelerin var olmasında müziği iyi bilmenin yanında bütünlüğü sağlayan ne gibi unsurlar var? Sözler, Yorum, vs. gibi?

Korcan: Herkes hissettiğini kurallara uygun bir şekilde yansıtmaya çalışıyor. Bir parçanın kuruluşu sadece sözlere ve düzenlemeye bağlı değildir, tamamıyla iyiyse iyidir, uyumlu olması gereklidir.
Pınar: Bütünlüğü sağlayan en önemli unsur aramızdaki uyum bence.
Gökhan: Bence insan içindeki ruhu müziğine yansıtabildiği zaman iyi olmuş demektir. Tabii ki söz, düzenleme de önemli ama en önemli şey hissiyatı vermekte saklı bence.
Mert: Gözler kapandığında herkesin aynı tabloyu görmesi sanırım...

Sizi dinleyenlere bir mesajınız var mı?
Pınar: Henüz iki parçamızı dinleyicilere ulaştırdık ve kısa sürede aldığımız tepkiler son derece olumlu. Bu bizi çok mutlu ediyor ve daha iyi şeyler yapmak için motivasyon sağlıyor. Grup, dinleyicileriyle olgunlaşır bize göre. Bu, ortak bir çalışma. Padma, dört kişi artı dinleyicilerinden oluşuyor yani. Bu nedenle, bu güzel ortaklık için herkese çok teşekkür ederiz.

Bize zaman ayırıp bu röportajı yaptığınız için herkesdinlesin.com olarak çok teşekkür eder sizleri aramızda görmekten gurur duyduğumuzu bilmenizi isteriz.

Pınar: herkesdinlesin.com web ekibine bize ve tüm müzikseverlere olan destekleri için çok teşekkür ederiz.

ilgili linkler

http://www.herkesdinlesin.com/padma

http://www.padmaband.com/





Anasayfa // Bize Yazın // Hakkımızda // Site Haritası // Gizlilik İlkesi // Kullanım Koşulları // SSS // Reklam
All articles, eassays, art works are copyright their respective authors. All RightsReserved © 2004 - 2007 | Herkesdinlesin.com

[ site is designed by herkesdinlesinWebTeam ]