Hd Radyo
| Giriş |
|
|
| Bu ay Padma ile röportaj yaptık sağolsunlar zaman ayırıp sorularımız a e-mail yoluyla cevap verdiler. | |
![]() | |
|
Kısaca bize grubunuzu tanıtarak, nasıl bir araya geldiğinizi ve Padma’yı ne zaman kurduğunuzu sormak isteriz. Fikir olarak 2005 sonlarında ortaya çıktı. Ben daha önce Cats in Practice’le çalışıyordum ve Gökhan Apsent’te idi. Birlikte oluşturduğumuz bestelerimizi değerlendirmek istedik, farklı bir oluşum düşündük, birebir cover mantığından uzak, kendi üretimlerimize dayanan, kendi dilimizde parçalar yapmak istedik. Yine Cats’den Mert ve Apsent’den Korcan’a bestelerimizi dinlettik, birlikte bir oluşum içerisine girebileceğimize karar verdik ve böylece Padma 2006 yılında kurulmuş oldu. Çok güçlü vokaliniz ve yorumunuz eğitimli olduğunuzu düşündürmenin yanında renk ve yorum kalitesiyle de bir o kadar öne çıkıyor. Müzik eğitimlerinizi Pınardan başlayarak anlatırmısınız? Pınar: Müzik eğitimime İstanbul Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi Müzik Bölümü’nde başladım. Daha önce hobi olarak okul orkestralarında, konserlerde görev almıştım. Lise eğitimiyle beraber ciddi anlamda müzik eğitimim de başlamış oldu. Ana dal piyano eğitimi ve yardımcı dal cello eğitimiyle beraber, temel solfej, orkestra, koro vs. eğitimleri aldıktan sonra 1998 yılında mezun oldum ve Yıldız Teknik Üniversitesi, Sanat ve Tasarım Fakültesi, Müzik ve Sahne Sanatları Bölümü’nü kazandım. Burada Prof. Dr. Yıldız Dağdelen’le ana dal şan eğitimimi tamamladım. Yardımcı dalım piyanoydu. Müziğe bakış açım, fikirlerim, esas gelişimim üniversitedeki hocalarım sayesinde oldu. Okuldan mezun olduktan sonra şan konusundaki çalışmalarıma devam ettim ve temel şan tekniklerini rock, alternatif, jazz vs. tarzlarıyla bütünleştirerek belli bir sistemde dersler vermeye başladım. Şu anda öğrencilerimi yetiştirmeye ve onlara elimden geldiğince destek olmaya devam ediyorum. Korcan: Ben, babamın müzisyen olması sayesinde müzisyenlerin içinde büyüdüm, yetiştim. Bu vesileyle birçok insan tanıdım. Eğitim olarak, altı yaşımda kısa da olsa konservatuvara giriş ve çıkış yaptım, tabi bunu akademik eğitim olarak sayamam. Genellikle çok izlediğimi ve dinlediğimi söyleyebilirim. Davulculuğum konusunda ise, en başta babamdan eğitim aldım diyebilirim. Bunun dışında İstanbul’da bulunan HipHop davul stüdyosunda, Selami Sevinç ve Recep Akdeniz 'den dersler aldım ve şu anda bireysel olarak çalışmalarıma devam ediyorum. Gökhan: Benim müzikle tanışmam koyu bir rocker olan babam sayesinde doğduğum gün başlamış. Ben Zeppelin’ler, Purple’lar, Rainbow’larla büyüdüm ve sonunda da dinleyerek tatmin olamamaya başladığım zaman 98 senesinde Cem İkiz’den özel gitar dersi almaya başladım. Özel derslerin yanında Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi’nin klasik gitar kursunda 2 sene Yıldız Elmas’la çalıştım. Daha sonra blues ve rock gitar üstüne çalışmalarım oldu. Hala da bu araştırma ve çalışmalarıma devam etmekteyim. Ama genel anlamda bana herşeyi veren, imkânsızlıklardan imkân yaratan babam oldu. Mert: Ben grubun alaylı kısmını oluşturuyorum aslında. Benim eğitimim daha çok müzik fiziği üzerine. O nedenle genelde teknik kısımlarda, kayıtlarda bana iş düşüyor. Bana yıllarca müzik üzerine ders veren Pınar’ı da unutmamak gerek tabii J Pınar: Aslında müzik, sürekli öğrenci olarak kalmayı gerektiren bir alan. “ben öğrendim, bitti” diyemez, dememeli bir insan. Yani eğitimlerimiz hala devam ediyor ve hayatımızın sonuna kadar da devam edecek bence. | |
|
"Bir araya geldiğimizde ortaya çıkan büyülü bir uyum var. Bunu kelimelerle anlatmak zor. " | |
|
Dünya genelinde etkilendiğiniz kişiler ve gruplar kimler?
|
Bestelerdeki kurgu ve enstrüman kullanımı ve hakimiyeti gerçekten çok iyi. Besteleri nasıl yapıyorsunuz? Gökhan: Genelde önce ben klasik veya akustik gitarda altyapıları hazırladıktan sonra Pınar üstüne sözleri ve melodiyi oturtuyor, yani kabaca parçayı oluşturuyoruz. Bazen stüdyoda doğaçlama çalışırken bulduğumuz şeyler de olabiliyor, mesela Vaktim yok(Niye) böyle çıkan parçalardan. Aynı şekilde Mert de kendi bulduğu altyapıları bilgisayarda şekillendirip bize dinletiyor ve stüdyoda hep beraber üzerine parçayı kuruyoruz. Yani parçalar tek bir ruh hali ve şekille oluşmuyor hepimizin katkısı ve doğaçlamayla tamamlanıyor. Korcan: Birbirimizi tanıdığımızı söyleyebilirim her şeyden önce. Genel olarak herkesin bir tarzı var. Ortak noktayı bulmaksa deneme yanılma yöntemiyle oluyor. Pınar: Evet, birbirimizi tanımak bu konuda anahtar bence. Bir araya geldiğimizde ortaya çıkan büyülü bir uyum var. Bunu kelimelerle anlatmak zor. Stüdyoya giriyoruz, herkes enstrümanının başına geçiyor ve ortaya bir şeyler çıkmaya başlıyor.
|
|
Türkiye’den kimi desteklerdiniz grup veya müzisyen olarak? Etkilendiğiniz Türk müzisyenlerde var mı? Gökhan: Ben Yavuz Çetin’i tarz ve sound olarak çok beğenirim. Pınar: Ben Türkiye’deki isimlerden en çok Ogün Sanlısoy ve Demir Demirkan’ı beğeniyorum. Ogün Sanlısoy’un parçalarındaki sözleri çok hayata dair, güçlü ve etkileyici buluyorum. Vokal olarak en beğendiğim isim Ayhan Yener. Son derece kaliteli bir ses sahip, yine çok sevdiğim Cem Karaca parçalarını inanılmaz yorumladığı gibi diğer parçaları da özgün şekilde sunmayı başarıyor. Bayan vokal olarak her zaman örnek aldığım isim Nilüfer olmuştur. Bu konularda çok tarz kaygısı olan biri olmadım hiçbir zaman, verdiğim örnekler de çeşitli olabiliyor o yüzden. Tarz sizin için bir seçim mi, oluşummu yoksa gereklilik mi? Farklı albümlerde farklı tarzları veya aynı albümde biraz da ondan olsun diye karışık tarzları içeren prodüksiyonlara ne diyorsunuz? Pınar: Bence bir oluşum. Ve beraberinde gerekli bir unsur haline geliyor tabi. Dediğim gibi insan her an öğreniyor, aşırı tutarsızlıklar olmadığı müddetçe ufak tarz değişiklikleri olabilir. Belki sound değişikliği desem daha doğru olur. Değişim hayatın içinde var ve bir noktaya körü körüne saplanıp kalmamalı insan. Korcan: Sürekli aynı soundu bir albümde korumaya çalışmak bence idealistlik. Ancak başarı da getirebilir. Tarzı ortaya koymak bence bir kimliktir. Karışık tarzlar derken, bir rock albümünde arabesk melodi veya armoni koymak bence müziği yozlaştırıcı bir örnek.Türkçe rock dinlerken artık pop müzikten bir fark duyamaz oldum,aynı şekilde distortion tonlar da duyunca etkilenmiyorum ve bunları prodüktörlerin ya satmazsa dayatması olarak görüyorum. Gökhan: Ben kişisel olarak asla belirli bir tarza saplanmak istemem, beni yönlendiren şey her zaman içimdeki ses olmuştur ve kendimi bulup ifade edebildiğim şey genel anlamda rock-blues çizgisinde oldu. Ama belirli bir kalitede olduğu sürece değişik şeylere de açığım. Gerçi ülkemizde satış ve para önemli olduğu için tarz veya kalitenin önemi yok. Ya tutarsa diye herkes albüm peşinde. Mert: Tarzımızın bize ait olan her şeyi taşıdığına inanıyorum. Bu biraz içiçe geçmemiz ve alaşım halimi almamızla ilgili sanırım. Gözüm kapalı, her hareketini tahmin edip hissederek müzik yaptığım üç kardeşim var. Bence zaten tarz da bu... Bir yerde çalıyor musunuz şu an? Konser veriyor musunuz en son ne zaman verdiniz? Gökhan: Şu anda belirli bir yerde çalmıyoruz, zaten cover grubu olarak birleşmediğimiz için bu konuda bir telaş veya acelemiz yok hepimiz de sahne tecrübesi olan insanlarız. Ama baharda bir kaç şenlik ve festivalde çalma ihtimalimiz var, onun dışında farklı şeylerde olabilir şu an söylemek için erken. Sizce müzisyenlerin, grupların en büyük engeli nedir günümüz Türkiyesinde ve malum müzik dünyasında?
Gökhan: Maddiyat bence de önemli bir engel ama her konuda olduğu gibi torpil ve adam kayırma da engellerin başında. İyi bir şeyler yapmanız yetmiyor, bir yerlerde tanıdığınız varsa veya maddi sıkıntınız yoksa ünlü olmak çok kolay. Ünlü olmak zaten sorun değil, önemli olan kalıcı olabilmek. Farklı bir şeyler yapmak da yeterli değil, zaten toplum olarak farklı şeylere açık değiliz, bar grupları bile hala aynı parçaları çalıyor ve çalmak zorunda, zamanında biz de çaldık, çünkü çalmak zorundasınız. Mert: Bana göre, özellikle yerli müzik piyasasında kaliteli ve kalitesiz müzik ayrımı çok fazla yapılamıyor. Kalitesizliğin pompalandığı bir platformda iyi müzik yapan grup ve müzisyenlerin işi, dış piyasaya nispeten daha zor görünüyor. Gerçi sonuçta her zaman, iyi işler kalıcı olacaktır. | |
|
| |
|
Grubun adının özel bir anlamı var mı? Neyi temsil ediyor sizin dışında içerik olarak? Pınar: Padma Sanskritçe bir sözcük ve bizim nilüfer çiçeği olarak bildiğimiz “lotus çiçeği” anlamına geliyor. Lotus çiçeğinin kökü çamura gömülüdür. Bu, maddiyatı, dünyevi hayatı temsil eder. Gittikçe çiçeğine doğru uzanır ve en sonunda suyun üzerinde en güzel kısmı yani çiçeği göze çarpar. Bu ise maneviyatı temsil ediyor. Bizim için, sürekli gelişimi ve yükselişi, suyun üzerine ulaşma çabasını ve suyun üzerinde güzel bir çiçek olarak her daim kalma isteiğimizi sembolize ediyor. Sitemize ilk koyduğunuz ‘La’ gerçekten çok hoş bir parça ve hak ettiği ilgiyi de alarak kendini ispatladı. Gel gelelim ikinci girdiğiniz parçada bir o kadar iyi. Başka parçalarda var mı, albüm hazır mı, ne zaman çıkacak? Korcan: Öncelikle parçalarımıza olan ilgi gerçekten bizi çok sevindirdi sitede bulunan iki parça dışında da bestelerimiz var bunları da en kısa zamanda kendi imkânlarımızla kayıt etmek istiyoruz. Albüm konusundaysa bağlantılarımız olmasına rağmen bunun zamanlamasını iyi hesaplamamız gerekiyor artık albüm çıkarmak çok büyük bir hayal değil bana göre, çıkarmaktan çok bıraktığı etkinin daha değerli olduğu kanaatindeyim. Diğer parçalarla beraber albümü de internetten yayınlamayı düşünüyor musunuz? Korcan: Bu konuda net bir şey söylemem,doğru olmaz ben kendi adıma bütün parçaları tamamıyla internete sunma taraftarı değilim. Kayıtlarınız gayet net ve profesyonel sound’lar da aranjeyle beraber kendini bulmuş oluşumunu tamamlamış izlenimi veriyor. Bunları albüm çıkarken yeniden kaydettiğinizde değişiklikler yapmayı planlıyor musunuz? Korcan: Elbette insan her zaman, ürettiği, kaydettiği, emek verdiği bir şeyin daha sonra daha iyi olabileceğine kanaat getirir. Biz de, bize göre eksik olan ya da değişiklik isteyen noktalarda çalışacağız.. | |
|
Albüm kayıtlarında elektrogitarları amfiden mikrofon’layarak mı yoksa gitar prosesörü ile mi kaydedeceksiniz? Sahnede hangi cihazları kullanıyorsunuz? Gökhan: Kayıtlarda Yamaha DG-Stomp processor kullanıyorum. Simulator olduğu için hem kayıtlarda hem de sahnede, sadece masaya stereo olarak girsem bile istediğim soundu elde edebiliyorum. Sert ama rahatsız etmeyen, yumuşak, köşeli tonları seviyorum ve DG-Stomp beni fazlasıyla tatmin ediyor. Efekt kullanılabilirliği bakımandan da çok kullanışlı, analog herhangi bir pedala ihtiyaç duymuyorum. Ama kayıt esnasında amfi mikrofonlayarak da deneyebiliriz, önemli olan tonun beni memnun etmesi. Sahne için DG-stomp ile kullandığım efektleri kontrol etmem için bir midi controller ve emektar GCB95 cry baby wah pedalım ayrıca gerek olduğunda monitör olarak kullandığım bir marshallım var. Mert: Sahnede genellikle SansAmp, Boss ODB–3 overdrive, Boss Compressor ve kendi tasarımım olan bir distortion kullanıyorum. Kayıt konusuna gelince, kesinlikle tutucu değilim, eğer iyi bir sonuç alınacaksa süpürge sopasına çamaşır ip gerip de ondan ses alabileceğime inanıyorum :) Video klibiniz var mı ya da bu konuda çalışmalarınız? Korcan: bu konuda çok yakın bir arkadaşımın desteği olacak yakında bunu gerçekleştireceğiz.. 2006 yılında kurulan yeni bir grupsunuz, daha önce müzikten para kazanıyor muydunuz? Padma elemanları ne yapıyordu daha önce? Korcan: Ben Padma’yı ticari bir oluşum gibi görmüyorum, bu yüzden kendimi ifade edebiliyorum. Bunun dışında profesyönel olarak eşlik ettiğim sanatçılar ve gruplar var. Gökhan: Korcan ve ben daha önce cover grubumuz Apsent’le çeşitli yerlerde sahne aldık ama burada hem istediğiniz müziği yapip hem de iyi para kazanmanız neredeyse imkânsız. Bu sebeple barlarda sahne almaktan vazgeçtik ve o süre içinde ben özel derslerime ağırlık verdim, daha sonra da zaten Padma oluştu. Gerçekten ticari hiçbir amacımız ve beklentimiz yok, sadece kendimizi ifade edebilmemiz, insanlara açılabilmemiz önemli. Zaten para kazandığımız işlerimiz var, o sebeple bunun stresi ve kaygısı altında ezilmiyoruz. Pınar: Mert ve ben daha önce, Cats in Practice’in yan çalışmaları CIP Cover Project’lerde bir arada çalıştık ve çeşitli yerlerde sahne aldık. Bunu dışında “Virtuality” adlı Kanada yapımı bir filmde soundtrack olarak O-men parçamız yer aldı. Cats in Practice bünyesindeki beste çalışmalarını da sürdürüyoruz. Mert: Pınar’ın da dediği gibi kediler olarak sahnedeydik daha önce. Onun dışında bir dönem “Kiralık Basçı” olarak birçok grupta yer aldım. Padma dışında Taksim’de özel bir stüdyo ve dershane’de bas eğitmenliği yapmaktayım. Bestelerde temaları nasıl seçiyorsunuz? Albümün geneline bir kompozisyon bilinciyle mi yaklaşıyorsunuz; her albümde farklı kompozisyon gibi? Pınar: “Şu konu olsun”, “parça bunu anlatsın”, “teması şöyle olsun” gibi yaklaşımlarla oluşturmuyoruz parçaları kesinlikle. Bu şekilde son derece zorlama olacağına inanıyorum ben. Vokal melodileri sözlerle bütün olarak kendiliğinden oluşuyor ve direk bir kâğıda aktararak aklımda kalmasını sağlıyorum. Gökhan ve Mert altyapılar konusunda inanılmaz tasarımlarla geliyorlar ve üstüne melodileri yazmak zaten çok kolay oluyor benim için. Sanki önceden parçalar hazır da biz sadece hatırlamaya çalışıyoruz gibi oluyor. Birbirimizle olan uyumumuz sayesinde de belli bir kompozisyon bilinci kendiliğinden ortaya çımış oluyor. Sizce iyi bestelerin var olmasında müziği iyi bilmenin yanında bütünlüğü sağlayan ne gibi unsurlar var? Sözler, Yorum, vs. gibi? Korcan: Herkes hissettiğini kurallara uygun bir şekilde yansıtmaya çalışıyor. Bir parçanın kuruluşu sadece sözlere ve düzenlemeye bağlı değildir, tamamıyla iyiyse iyidir, uyumlu olması gereklidir. Sizi dinleyenlere bir mesajınız var mı? Bize zaman ayırıp bu röportajı yaptığınız için herkesdinlesin.com olarak çok teşekkür eder sizleri aramızda görmekten gurur duyduğumuzu bilmenizi isteriz. Pınar: herkesdinlesin.com web ekibine bize ve tüm müzikseverlere olan destekleri için çok teşekkür ederiz. ilgili linkler | |
Anasayfa //
Bize Yazın //
Hakkımızda //
Site Haritası //
Gizlilik İlkesi //
Kullanım Koşulları //
SSS //
Reklam
All articles, eassays, art works are copyright their respective authors. All RightsReserved © 2004 - 2007 | Herkesdinlesin.com
[ site is designed by herkesdinlesinWebTeam ]